toplum içinde “keşke daha çok böyle insan olsa” dedirten, nadide bulunan homo sapiens alt türü. şu şekilde ayırt edilirler:
metroda yaşlı teyzeye yer verirken, “alçakgönüllülük abidesi” moduna bürünüp, “estağfurullah, asıl siz oturun” diyerek kendini unutturan, yer verme eylemini bir gösterişe dönüştürmeyen tip. içi dışı bir, yani (bkz: holog).
kendisine yapılan bir hatayı, “yok canım önemli değil” diyerek geçiştirip, karşı tarafı mahcup etmeden, olayın üstünü zarifçe örten kişilik. olay “öğretmenim cebimdeki son parayla simit aldım, kusura bakmayın” diyen öğrenciye, “aman evladım, zaten tokum, sen ye” diyerek o parayı cebine geri sıkıştıran muallim modelidir.
dedikodu mevzusu olduğunda, “o konuyu açmayalım, gıybet olur” diyerek kırmadan, dökmeden konuyu değiştirme becerisine sahip olan, hatta tam tersine o kişinin iyi bir özelliğinden bahsederek ortamın enerjisini yükselten insan. (bkz: ortam iyileştiricisi)
emanete sadakat konusunda çelik gibi iradedir. kendisine anlatılan bir sırrı, mezara kadar götürebilecek kapasitededir. “sakın kimseye söyleme” denildiğinde, “söylesem söyleyebileceğim bir Allah var, o da zaten biliyor” mantığıyla hareket eder.
en sinir bozucu durumlarda dahi sabır çekme sanatının ustasıdır. trafikte kendisine korna çalan adama, eliyle “geç buyur” işareti yapıp, ardından için için öfkelenmek yerine, radyo kanalını değiştirip yoluna devam eden sakinlik abidesi.
cömertlik anlayışı; sadece maddi yardımla sınırlı değildir. bilgisini, zamanını, tebessümünü, hatta sıcak bir çorbasını bile paylaşmaktan çekinmez. “komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözünü kendine şiar edinmiştir.
yalan, dolan, riya gibi kavramlarla arasına mesafe koymuştur. olduğundan farklı görünme çabası yoktur. “ne haliniz varsa görün” sözünü değil, “ne halimiz varsa gösteriyoruz” prensibini benimsemiştir.
kısacası, bu insanlar dünyanın yükünü hafifleten, etraflarına huzur yayan, nadide varlıklardır. bulunduğunuz ortamda böyle biri varsa, sıkı sıkı tutunun. zira onlar, insanlığın fabrika ayarlarına dönmüş halidir.
not: böyle bir insan olmak için illa dini referanslara ihtiyaç yoktur. pek çok felsefi öğreti ve kültür de aynı erdemlerin altını çizer. sonuçta iyilik, evrensel bir dildir.
Güzel ahlak aslında insanın vitrini değil, arka odasıdır. Dışarıdan herkese gösterdiğimiz hal değil; kimsenin görmediği anda, menfaatin olmadığı yerde nasıl davrandığındır.
Kapıyı tutmak, teşekkür etmek, yardım etmek değil sadece…
Güzel ahlak; kimse yokken de doğru kalabilmektir.
Bazen bir tebessüm, bazen bir özür, bazen susmayı bilmek…
Karşındakinin hatasını yüzüne vurmak kolaydır; güzel ahlak ise affedebilmeyi öğretir. “Ben haklıyım” diye bağırmak değil, haklıyken bile kalp kırmamayı seçmektir.
İnsanların hayatına para, makam, güç ile değil; erdemle iz bırakabilirsin. Çünkü güzel ahlak, hiç eskimeyen bir elbisedir; modası geçmez, her zaman yakışır.
Kısaca: İnsanı insan yapan, neye sahip olduğu değil, nasıl davrandığıdır.
Gerisi bir gün biter, güzel ahlak kalır.