Staj biterken “hocam referans mektubu yazar mısınız?” diye sormanın utangaç hali. Patronun “tabii ki” deyip 3 ay sonra yazması. Mektupta “çalışkandı” yerine “uyumluydu” yazmasının burukluğu.
“Zaten çıkmayacaktı” diyerek avunma. Bir sonraki burs ilanını beklerken kendini geliştirme yalanları. “Burs vermeyen kurumu s*keyi*” yazıp içini dökme.
“Fazla mı resmi oldu?” ya da “az mı resmi oldum?” ikilemi. Annenin “o gömlek çok sıkıcı” yorumları. Mülakata giderken, dönerken ve sonrasında yaşanan kıyafet stresinin tamamı.
“Biz ona aile gibi olduk” cümlesinin insan kaynakları dilindeki karşılığı. Ofiste çiçekleri sulamaktan, fotokopi makinesine kağıt sıkıştırmaya kadar uzanan geniş bir yelpaze. “Tecrübe kazanıyorsun” denen o kutsal ama maddi karşılığı…
Yapılmayan işleri en epik şekilde anlatma becerisi. “Ofis ortamına uyum sağladım” yazmak, aslında çay-kahve yapmayı öğrendim demenin edebi halidir. Her stajyerin bir günlük yazar gibi yazdığı ama kimsenin okumadığı o…
Klasik “beş yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?” sorusuna “maaşımı alırken görüyorum” diyemediğimiz anlar. “Zayıf yönleriniz?” sorusu ise “işe çok bağlı olmam” diyecek kadar yürek ister. Mülakatçı seni “çay kahve yapabilir…